bilgisayarkorsani.com
Hoşgeldiniz Aktif Konular | Giriş | Kayıt

Okunası kitaplar
dekadens Offline
#1 Gönderildi : 11 Temmuz 2010 Pazar 00:06:32(UTC)




Sıralama: Özel Üye

Madalyalar:
Altın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilir

Mesajlar: 3
Puanlar: 8.707
Konum: izmir

2 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 3 Kere Teşekkür Edildi.

Bu başlık altında okuyup beğendiğimiz, başkalarına önerebileceğimiz kitap isimlerini paylaşabiliriz arkadaşlar.

dekadens: 1 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
@butun 13.07.2010(UTC) Tarihinde
@butun Offline
#2 Gönderildi : 11 Temmuz 2010 Pazar 00:11:29(UTC)




Sıralama: Yönetici

Madalyalar:
Anahtar Kişi: Forumda anahtar rol oynayan kullanıcılara verilirAltın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilirKod Erişimi: Forum kodlarına doğrudan erişimi bulunan kullanıcılara verilirVeritabanı Erişimi: Forum veri tabanına doğrudan erişimi olan kullanıcılara verilirSistemin Efendisi: Sisteminin tamamına hükmeden kullanıcılara verilir

Mesajlar: 454
Puanlar: 8.483
Konum: Istanbul

6 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 4 Kere Teşekkür Edildi.

@butun: 1 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
dekadens 22.07.2010(UTC) Tarihinde
@butun Offline
#3 Gönderildi : 11 Temmuz 2010 Pazar 20:16:35(UTC)




Sıralama: Yönetici

Madalyalar:
Anahtar Kişi: Forumda anahtar rol oynayan kullanıcılara verilirAltın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilirKod Erişimi: Forum kodlarına doğrudan erişimi bulunan kullanıcılara verilirVeritabanı Erişimi: Forum veri tabanına doğrudan erişimi olan kullanıcılara verilirSistemin Efendisi: Sisteminin tamamına hükmeden kullanıcılara verilir

Mesajlar: 454
Puanlar: 8.483
Konum: Istanbul

6 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 4 Kere Teşekkür Edildi.

Oğuz ATAY - Tutunamayanlar

 

“Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin?

Neden, apartmanın bodrumunda saklambaç oynarlarken Ayla’yla yalnız kaldığı zaman kıza dokunacak cesareti vermedin ona? Oysa, bu çeşit küçük cesaretleri en değersiz kullarından bile esirgememişsindir. İsa’yı neden bu kadar geç tanıttın ona? Neden, günahlarının yükünü taşıyacak gücü ona da vermedin? Selim de, kendi çapında, birkaç kişiyi kandırabilirdi senin yolunda.

Meyveleri gösterdin de ağaca çıkarma becerikliliğini esirgedin. Neden küçük yaştan Latince, Eski Yunanca, Fransızca, İngilizce filan öğretmedin ona? (Sen ki bütün dilleri ezbere bilirsin). Dua etmesini bile öğretmedin ona. Evde yalnız kaldığı geceler karanlıkta yorganı başına çekti ve kan ter içinde, mısra 193 ile mısra 214 arasında söylediği gülünç yakarmayı uydurabildi o zor şartlar altında. Daha iyi birşeyler söyletemez miydin? Neden, onu canı kadar seven annesinin bile Selim’i; ‘Benim korkak oğlum’ diye okşamasına göz yumdun? ‘Benim akıllı oğlum, güzel oğlum’ dediği zaman da neden şımarmasını önlemedin? Bir duvardan bir duvara çarpıp durdun onu. Bir uçtan bir uca itip durdun onu. Öğretmeni: ‘yalan söyleme, bu resmi sen yapmadın,’ dediği zaman neredeydin? Neden bir karşılık bulmasına yardım etmedin?

Oysa, o resmi Selim yapmıştı. On bir yaşında, ‘benim kızla konuşuyorsun,’ diye Erdal’dan ilk tokadı yediği zaman, aslında kızla konuşmamıştı. Neden, babasının verdiği on liranın üstünü bir kerede yolda düşürmesini sağlamadın da, önce iki buçuk lirayı düşürdü ve koşa koşa dönüp bu parayı ararken kalan dört lirayı da kaybetti? Soruyorum: Neden? Sonra, neden karakola gönderdin Selim’i parayı bulan oldu mu diye sormaya? Neden polisleri güldürdün ve Selim’i ağlattın? Polisler daha mı iyiydi Selim’den? Biliyorum, İsa daha büyük acılar çekti diyeceksin. Bu kadar ayrıntılara giremezdi, diyeceksin. Asıl, ayrıntılara girmeliydi bence. Herşeyi yaşamalıydı. İlkokula göndermeliydin İsa’yı da Selim gibi. Sonra, Selim senin oğlun değil ki. Olsaydı da bilmiyordu. Biliyorum, bunlardan daha acıklı sözler yazdı romancılar, diyeceksin. Ben daha neler duydum, diyeceksin. Demek bunu söylemekle bitiyor herşey. Sen onlara inan (ne kaybettiğini bilmiyorsun onlara inanmakla).

Küçük ayrıntılara daha girme bakalım. İsa’nın ikinci gelişiyle durumu kurtaracağını sanıyorsun. Selim de ikinci kere gelirse görürsün. Yalnız, bu sefer lütfen aynı zamanda gelsinler artık. Araya gene binlerce yıllık bir uçurum koyma. Sonunda, ilk gelişlerinde yaptığın gibi ikisini de yalnız bırakma.”

 

http://u2m.me/dS

http://u2m.me/dT

@butun: 1 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
dekadens 22.07.2010(UTC) Tarihinde
dekadens Offline
#4 Gönderildi : 12 Temmuz 2010 Pazartesi 13:38:41(UTC)




Sıralama: Özel Üye

Madalyalar:
Altın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilir

Mesajlar: 3
Puanlar: 8.707
Konum: izmir

2 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 3 Kere Teşekkür Edildi.

 "Gece nerede, hangi anda başlar? Buna hangimiz karar verebildi? Gecenin geleceği, geldiği, indiği, sardığı, gömdüğü, hep birer benzetim olarak, söylenebilir; gecenin üzerimize kapanmakta olduğunu, bizi ezeceğini hepimiz gördük. Hangimiz, kaçınılmaz olduğu bilinen şeyler karşısında bile, kendini biraz daha aldatmaktan, bu kaçınılmazdan kaçılabileceği, belki de bu korkulanın başa hiç gelmeyeceği umuduna -bütün boşluğunu bilerek- kapılmak çocukluğunu göstermekten utanç duydu? Hiçbirimiz, dense yeridir sanırım. Gecenin çoktan bastırdığını bildiğim halde daha yeni yeni akşam oluyormuş gibi yazı yazmaklığım, kolaylıkla, yapıntının özel özgürlüğünden dem vurarak açıklanabilir; öykücü, öyküsüne istediği yerden başlayabilir demek, güç olmasa gerek. Ama bu başlangıcı seçerken kendimi hala birtakım umutlara, boş avuntulara salmış olmuyor muyum?

Gece, yazdığım gibi, ağır ağır yayıldı ovaya, sonra tepeleri de boğdu. Yeraltı saraylarından söz ederken, birtakım büyük yapıların bodrum katlarında, beden eğitimi yapıldığı, çeşitli oyunlar oynandığı anlatılan salonları düşünüyordum. Bir masal havası içerisinde anlattıklarım karşısında kendime de, okurlarıma da -kimlerse bunlar… Bu yazdıklarımı birileri okuyacakmış gibi davranıyor muyum gerçekten? Yoksa…- anlatılana inanmamak hakkını tanımış, bu hakkı tanımak için uğraşmış olmuyor muydum?

En azından, okurlarım olabileceğine inanmak istiyordum. Oysa şu anda biliyorum ki, benim dışımda bu yazdıklanmı okuyacak, okuyabilecek tek kişi var. Bu kişi defterimi yok etmeyebilir de. Karar vermek bana düşüyor, şu birkaç defterimi şimdi yırtıp yakmak, külünü yemek mi, bitirip her şeyi ona da okuttuktan sonra yok etmek mi, yoksa, ona bırakmak mı gerekir?" sayfa 162-163 Gece, Metis Edebiyat

 

 

dekadens: 1 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
@butun 13.07.2010(UTC) Tarihinde
dekadens Offline
#5 Gönderildi : 22 Temmuz 2010 Perşembe 11:13:23(UTC)




Sıralama: Özel Üye

Madalyalar:
Altın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilir

Mesajlar: 3
Puanlar: 8.707
Konum: izmir

2 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 3 Kere Teşekkür Edildi.

 

"Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir. "  Aslı ERDOĞAN- Kabuk Adam, Everest Yayınları

dekadens: 1 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
@butun 22.07.2010(UTC) Tarihinde
@butun Offline
#6 Gönderildi : 22 Temmuz 2010 Perşembe 21:03:57(UTC)




Sıralama: Yönetici

Madalyalar:
Anahtar Kişi: Forumda anahtar rol oynayan kullanıcılara verilirAltın Madalya: Forumda üstün hizmetleri olan kullanıcılara verilirKod Erişimi: Forum kodlarına doğrudan erişimi bulunan kullanıcılara verilirVeritabanı Erişimi: Forum veri tabanına doğrudan erişimi olan kullanıcılara verilirSistemin Efendisi: Sisteminin tamamına hükmeden kullanıcılara verilir

Mesajlar: 454
Puanlar: 8.483
Konum: Istanbul

6 Kere Teşekkür Etti.
3 Mesajına Toplam 4 Kere Teşekkür Edildi.

dekadens yazılan:

 

"Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir. "  Aslı ERDOĞAN- Kabuk Adam, Everest Yayınları

Bir defa okudum ama çok büyük keyif aldım. Kesinlikle tavsiye ederim..

Bu konudaki kullanıcılar
Ziyaretçi (2)
Forumu Atla  
Bu foruma yeni konular postalayamazsınız.
Bu forumda ki konulara yeni posta gönderemezsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı silemezsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı düzenleyemezsiniz.
Bu forumda anketler yaratamazsınız.
Bu forumdaki anketlere oy veremezsiniz.

YAFPro Theme Created by Jaben Cargman (Tiny Gecko)
Hazırlayan: YAF | abbSolutions Inc. © 2009-2010, Ahmet BÜTÜN